Dini Konular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Selamlaşmanın Önemi

eygamberimiz (s.a.v.)'e:
- Hangi davranış İslam'da daha hayırlıdır? diye soruldu.
Hz. Muhammed (a.s.v.),
- Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selam vermendir, diye cevap verdi.

"Allah'a en makbul insan, selam vermede önce davranandır."

Selamlaşmanın Önemi


Efendimiz Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in yanına bir adam gelerek,
- Esselamu aleyküm, diye selam verdi.
Peygamberimiz (s.a.v.) selama karşılık verdi. Adam da oturdu.
Resul-i Ekrem (a.s.)
- On sevap kazandı, buyurdu. Sonra birisi daha geldi.
- Esselamu aleyküm ve rahmetullahi! dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) onun selamına da karşılık verdi. Adam oturdu.
Peygamber Efendimiz (a.s.v.),
- Yirmi sevap kazandı, buyurdu. Sonra biri daha geldi ve:
- Esselamu aleyküm ve rahmetüllahi ve berekatuhu, dedi. Resul-i Ekrem (s.a.v.), adamın selamına mukabele etti, adam da oturdu.
Hz. Muhammed (s.a.v.) bu sefer,
- Otuz sevap kazandı, buyurdu.

"İki Müslüman karşılaşıp tokalaşınca ayrılmalarından önce (küçük günahları) mutlaka affedilir."

Namaz Kılarken Parmaklar Nasıl Olmalıdır?

Namazın Önemi Hakkında ve Yapılması Gereken Doğrular


Her Müslümana (buluğ çağına erenler) Namaz farzdır. İslam dininin 5 Şartından 2.si Namaz kılmaktır. Namaz'ın farz olmadığı kişiler ise ( Deliler, küçük çocuklar, ölüler ve hayvanlar ). Namaz dinin direğidir. Namaz olmadan dini ayakta tutmak pek kolay olmaz.  Bir çocuk yedi yaşına erişdiği zaman namaz kılmasını ilk önce öğretmeye başlamak ve emretmek, on yaşına vardığında ise namaz konusunda zorlamak gerekir. Dinde zorlama yoktur evet  ama bu biz Müslümanlar için geçerli bir söz değildir. Kafir olanları dine girmesi için zorlama yoktur. Oysa her bireyin, anne ve baba özellikle çocuklarına dini konuları öğretmesi, farz, vacip ve sünnet olan bilgileri vermesi gerekir. 


Namaz Kılarken Parmaklar Nasıl Olmalıdır?


Namaz çok önemlidir bu yüzden gerektiği gibi hakkıyla namazı eda etmek lazımdır. Bu yüzden farz namazları cemaat ile kılmak daha efdaldir. 5 vakti sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını  hiç aksatmadan cemaat ile kılmak lazımdır.  Sünnet ve nafile namazları evinizde kendi başınıza kılmanız daha uygundur. Kadınlar ise namazlarını evde kılmaları en uygunudur. Cemaat ile kılınan namaz ile tek kılınan namaz arasında büyük farklar vardır. Bundan dolayı cemaat içinde kılınan namaz müminlerin kalplerini birbirine bağlar Allah'ın rızasını kazanmasına vesile olur. Kadınlar ise evde kıldıkları namazlardan erkeklerin cemaat ile kıldığı farz namazlar gibi sevap kazanırlar. 

Namaz, kafir ile Müslümanı birbirinden ayıran noktadır. Namaz kılmayan kafir olmaz ancak kafir olanlarında namaz kılmadıklarını bilmek gerek. İbadetlerin en kıymetli olan namazdır. Bir hadis-i şerifte söyle buyrulmaktadır: "Namaz kılmayanın, İslâmdan nasîbi yoktur!"  Bu yüzden namazlarımıza çok dikkat etmemiz ve huşu ile eda etmemiz gerekir. Allah'ın huzuruna daveti olan namazda Allah (c.c.)'ın büyüklüğünü düşünmek ve kendimizin de Yüce Rabb'imizin karşısında küçüklüğümüzü anlamamız gerekir. Bunu yaşamı boyunca yapan kişinin kalbi ihlas ile dolar ve hep iyilikler peşinde koşar, kötü işlerden sakınır, haram işlerden uzak durur. Namaz insanı kötü işlerden alı koyar. Fakat namaz kılanlar var ama gene kötü işler yapıyorlar, faiz yemek, yalan söylemek, gıybet vs. Evet böyle olanlar genel olarak çoğunlukta diyebiliriz. Bunun nedenlerinin en başında Namazı dosdoğru kılmamak vardır. Namazı hakkı ile ve ihlasla kılan kimse kötülüklerden uzak olur ve Allah'ın emir ve yasaklarına aykırı bir şey yapmaktan çekinir ve çok korkar. Buradan da anlaşıldığı gibi o kimseler tam ihlaslı şekilde veya dosdoğru kılmadıkları anlaşılabilir ve en büyük düşmanımız olan nefis ve şeytana o anlarda yenik düştüklerinden kaynaklanabilir. Her şeyin en doğrusunu Allah (celle celalühu) bilir.

Konumuzun asıl meselesi olan namaz esnasında nasıl durulmalıdır. Bunlardan detaylı şekilde bahsedeceğiz. Bu yüzden doğru bir namaz kılmak için bunları öğrenmek gerekmektedir. Aksi takdirde eksiklikler meydana gelir. 


Namaz nasıl kılınır?

Doğru bir şekilde abdestimizi aldıktan sonra kıbleye doğru dönerek, niyet ettim Allah rızası için şu vaktin namazının şu kadar rekatını kılmaya denir.

Sabah namazından örnek verelim: "Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının iki rekat sünnetini kılmaya" bu niyet dil ile söylendiği gibi kalp ile onaylanması lazımdır. Kalp ile niyet daha önemlidir. Allahu Ekber diyerek eller kaldırılır ve erkeklerin avuçlarının içi kıbleye doğru bakması gerekir. Kadınların elleri ise göğüs hizasında kıbleye bakarak tekbir alınır. 

Ellerimizi bağlayarak sübhaneke okunur sonra besleme çekilerek Fatiha suresi okunur. Akabinde bildiğiniz herhangi bir sureyi okuyabilirsiniz. "Allahu Ekber" diyerek rükûya gideriz.  Rükûda üç defa "Sübhâne Râbbiye'l-Azim" dedikten sonra doğruluruz.  Doğrulurken "Semi Allahu li-men hamideh" deriz. Tam doğrulunca da "Rabbenâ leke'l hamd" dedikten sonra, "Allahu Ekber" deyip secdeye gideriz. Secdede üç defa : "Sübhâne rabbiyel-a 'lâ" deriz.  "Allahu Ekber" diyerek otururuz. Tekrar... "Allahu Ekber" deyip secdeye gideriz. Secdede üç defa : "Sübhâne rabbiyel-a 'lâ" deriz. Secdeden "Allahu Ekber" deyip ayağa kalkarız, böylece ikinci rekat başlamış olur. Ayağa kalkınca elleri bağlayıp Besmele çekeriz: "Bismillahirrahmanirrahim " Fatiha Suresi okur ve "Amin" deriz, ardından da namaz surelerinden birini okuruz. Sonra "Allahu Ekber" diyerek rükûya gideriz. Rükûda üç defa "Sübhâne Râbbiye'l-Azim" dedikten sonra doğruluruz. Doğrulurken "Semi Allahu li-men hamideh" deriz. Tam doğrulunca da "Rabbenâ leke'l hamd" dedikten sonra "Allahu Ekber" deyip secdeye gideriz. Secdede üç defa : "Sübhâne rabbiyel-a 'lâ" deriz. "Allahu Ekber" diyerek otururuz. Tekrar... "Allahu Ekber" deyip secdeye gideriz. Secdede üç defa : "Sübhâne rabbiyel-a 'lâ" deriz. "Allahu Ekber" deyip: Tahiyyata otururuz. Oturduktan sonra Ettehiyyâtü , Allâhumme salli , Allâhumme Bârik ve Rabbenâ dualarını okuruz. Dualar bitince başımızı önce sağ tarafa çevirerek "Es selâmu aleyküm ve rahmet'ullah" diyerek selam veririz. Sonra sola çevirip yine "Es selâmu aleyküm ve rahmet'ullah" diyerek selam veririz. Böylece sabah namazının iki rekatlık sünneti sona ermiş olur...

Konumuzda asıl önemli olan nokta ellerin secdede ve oturuşta nasıl olmasıdır. Ellerimizin nasıl duracağı namaz esnasında önemlidir. Secde sırasında parmaklar birleşik olarak kıbleye doğru şekilde iki başımızın yanına konur baş parmaklar da kulak hizasına gelecek şekilde. Tahiyyat oturuşunda ise eller sağ ve sol uyluklara konur ve kıbleye doğru bakar. Burada ise parmakların arası hafifçe açık olmalıdır. Bununla birlikte parmaklarımız dizlerimizi tutmaması gerekir. Oturuşta dik oturmak lazımdır. 

İçki İçmek, Sağlık ve Dinimiz

İçki İçmek, Sağlık ve Dinimiz

Soru: Sarap veya alkollü içkilerin sağlığa yararı olduğunu ve azının günah olmadığı söylenmektedir.Dinimizde içki içmenin, cezası, günahı ve hükmü nedir?


CEVAP:

Kur'an-ı kerimde, hadis-i şeriflerde hamr kelimesi geçer. Hamr = alkollü içkidir. İçkinin, çeşitli hastalıklara yol açtığı, aklı azalttığı, karaciğeri bozduğu, beyni ve sinirleri harap ettiği, ilmi olarak defalarca tespit edilmiştir. Bir kimse, müslüman olmasa bile, sağlığa olan zararından dolayı içkiden uzak durmalıdır! Müslüman ise, sağlığa hiç zararı olmasa da, tek damla içmemelidir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
(Ey iman edenler, içki, kumar, putlar, fal okları şeytanın necis işleridir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, içki ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık hepiniz vazgeçin!) [Maide 90,91]




Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İçkinin haram olduğuna dair kesin hüküm indi.) [Müslim]

(İhtimar [alkol teşekkül] etmiş her içki haramdır.) [Ebu Davud]

(Çoğu sarhoş eden içkinin, azını da içmek haramdır.) [Nesai]

(İçkide ilaç özelliği yoktur. Hastalık yapar.) [Müslim]

(İçki, bütün kötülüklerin başıdır.) [Taberani]

(İçki kötülük doğurur.) [Beyheki, Ruzeyn]

(İçki her kötülüğün anahtarıdır.) [İbni Mace]

(Allah’a ve ahirete inanan içki içmesin, içki içilen sofraya da oturmasın!) [Taberani]

(İçkiden sakının! Ağaç dal budak saldığı gibi, içki de, kötülük saçar.) [İbni Mace]

(İçki, günahların en büyüğüdür, her kötülüğün ve her günahın anasıdır.) [Taberani]

(İçki içenin haya perdesi yırtılır, şeytan ona yoldaş olur, her kötülüğe sevk eder ve her iyilikten alıkoyar.) [Taberani]

(Alkoliğin, kabrinden kalkarken, iki gözü arasında, "Bu Allah’ın rahmetinden mahrumdur" yazısı görülür.) [Deylemi]

(Rahmet melekleri, sarhoştan uzak durur.) [Bezzar]

(İçki içenin, kıyamette yüzü kara, dili sarkıktır, pis kokusundan herkes kaçar.) [Zevacir]

(Bir zaman gelir ki, içkinin adı değiştirilip helal sayılır.) [İ. Ahmed]

(İçki, zinadan kötüdür.) [R.Nasıhin]

(Allahü teâlâ, içki içene, içirene, alıp satana, yapana, saklayana, taşıyana, kendisine götürülene ve parasını yiyene lanet etti.) [İbni Mace]

(Emanete hıyanet edilir, zekat ceza gibi istenmeyerek verilir, aşağı kimseler, başa geçer, zalimlere şerrinden korkulduğu için iyilik edilir, içkiler içilir, çalgılar çalınır ve sonra gelenler [türediler] öncekileri kötülerse, çeşitli felaketlere maruz kalırlar.) [Tirmizi]

(Bir kral, bir adamı tutup “içki, katillik, zina ve domuz eti yemekten birini seç, yoksa seni öldüreceğim” der. Adam içkiyi seçer. Onu içince hepsini de yapar.) [Taberani, Hakim]

(Kötülüklerin hepsi kilitli bir yerdedir. Bu yerin anahtarı içkidir. İçki içen, o kapıyı açıp içine düşer.) [Abdürrezzak]

(Bütün kötülükler bir yere toplanmıştır. Bu yerin kilidi zina, anahtarı içkidir. Bütün iyilikler de bir yerde toplanmıştır. Bu yerin kilidi namaz, anahtarı abdesttir.) [İslam Ahlakı]

(Eski zamanlarda bir abid, insanlardan ayrı bir yerde ibadet ederken, bunu gören bir kadın, ona gönlünü kaptırır, hizmetçisini gönderir. Hizmetçi, abide gelip; bir şahitlik için sizi çağırıyorlar der. Abid de gider. Birkaç kapı geçerek güzel kadının yanına varır. Kadın, “Ya bu çocuğu öldür, ya benimle zina et veya şu şaraptan iç. Birini yapmazsan bütün gücümle bağırır, seni rezil ederim” der. Abid, bunlardan birini yapmak zorunda kalınca, şaraba razı olur. Şarabı içince sarhoş olur, daha sonra kadınla zina eder, çocuğu da öldürür. Vallahi iman ile şarap bir arada olamaz. Biri diğerini uzaklaştırır.) [İbni Hibban]

(Cenab-ı Hak, zurna, gırnata, ud, def gibi bütün çalgı aletlerini, cahiliyet döneminde tapınılan putları kaldırmamı emredip, kendisinden korkup da içkiyi bırakan mümine Cennet nimetlerini ihsan edeceğini de bildirdi.) [İ. Ahmed]

(Şaraba değişik isimler konup içilir, çalgı ve şarkıcı kadınlar çoğalırsa Allahü teâlâ onları yere geçirir.) [İbni Mace, İbni Hibban]

(Çalgılar çoğalır ve içkiler içilirse, yere batmak, başka kılığa çevrilmek gibi belalar gelir.) [Tirmizi]

(İçki içilir, kötü kadınlar çoğalırsa, erkek erkekle, kadın kadınla yetindiği zaman, çeşitli belalar gelir.) [Beyheki]

(Zina eden ve şarap içenin imanı, gömleğin sırttan çıktığı gibi çıkar.) [Hakim]

(İçki ile iman, bir arada bulunmaz, biri, diğerini uzaklaştırır.) [Beyheki]

(İçki içenin kalbinden iman nuru çıkar.) [Taberani]

(Alkolik olan Cennete giremez.) [Hakim]

Alkol içmeye devam eden her kişiye kafir denilemez.  Çünkü dinimizde büyük günah işleyenlere kafir denilmediği gibi her içki içene de kafir denilmez.  Alkollü içecekler içen kişi cennete giremez denilirken.  İslam alimleri hadis-i şerifi şu şekilde yorumlamışlardır:

Günahının cezasını çekmeden cennete giremez anlamında söylendiğini ifade etmişlerdir.  Ancak büyük günahları işlemeye ( İçmek, zina etmek, vb. ) devam eden kişinin iman nuru zamanla sönebilir. Ve Allah'tan uzaklaşabilir. Bundan dolayıdır ki haramlara önem vermeyip devam eden kişi imanını kaybedebilme derecesine kadar gelebilir.  İçki içmekte bunun gibidir. Allah (c.c.) haram kılmıştır ve bile bile günaha devam ettikçe çıkılmaz bir yola girilebilir.

Bazı kimseler vardır ki dini günlerde, gecelerde, Ramazan ayında vs.  içki içmezler. İçki içilmemesi güzel bir şeydir ancak içki sadece bu günlerde haram kılınmamıştır. Her  zamanda, hangi gün veya gece olursa olsun içmek haramdır.  Bunun yanı sıra dini günler, geceler, Ramazan ayında vs şarhoş edici içkileri kullanmak normal günlere nazaran günahlarda kat kat yazılma ihtimali vardır. Sevaplar kat kat yazılırken bu günlerde yapılan kötülüklerin dereceside değişmektedir.


(İhtimar [alkol teşekkül] etmiş her içki haramdır.) [Ebu Davud]

(Çoğu sarhoş eden içkinin, azını da içmek haramdır.) [Nesaî]

(Rabbim izzeti üzerine yemin etti ki, bir kul dünyada hamr [alkollü içkileri] içerse ona Kıyamette muhakkak Cennet şarabını haram kılar. Bir kul da hamrı [içkiyi] terk ederse Allah da ona muhakkak Cennet şarabından içirir.) [Ebu Nuaym]

Kadir Gecesinin Anlamı - Mesajları

Kadir gecesinin fazileti ve anlamı.. 

   Tüm islam aleminin sabırsızlıkla beklediği kadir gecesine bugün girmeyi umut ediyoruz.  Bildiğiniz  gibi kadir gecesi 1000 aydan daha hayırlı bir gündür. Ancak kadir gecesi tam olarak hangi gün olduğu belli değildir. 

Bundan dolayı Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem), "Ramazan ayının son 10 gününde itikafa girerdi"  Bundan dolayı bizlerde kadir gecesini   ramazanın son on gününde  aramamız gerekmektedir.  

Kadir Gecesi


Mübarek Ramazan ayının son on günlerinin tek günlerinde aramak ve o güne denk gelme  olasılığı oldukça  yüksek olduğundan biz her  yıl  ramazan ayının 27. gecesi bu gece olarak kutlamaktayız.   Tabi ki kadir gecesini kesin ve net şekilde tutturmak için son on gün ibadetlere ağırlık vermek ve gerekirse sabahlara kadar uyumamak gerekir. 


Tüm Müslümanların Kadir Gecesi Mübarek olsun..

2014 Kadir Gecesi Mesajları oku:



Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli, kalbiniz Merhametli, bedeniniz sıhhatli, yüzünüz mutlu, kandiliniz kutlu olsun.

- Rüzgarın kemanını çaldığı ve yağmur damlalarının percerene vurduğu bir gecede yatağına uzanıp, keşke dediğin tüm güzelliklerin sizin olsun.

- Mübarek Kadir Gecenizi kutlar, her şeyin gönlünüzden geçtiği gibi olmasını temenni ederim. Kandiliniz mübarek olsun.

- Semanın kapılarının açılıp rahmetin sağanak, sağanak yağdığı bu günde duşen damlaların sizi ailece sırıl sıklam etmesi dileğiyle.Kandiliniz Kutlu olsun.

- Geçmişin bugünle, ışığın gölgeyle umudun gerçekle, ışığın gölgeyle, üzüntünün neşeyle, öfkenin sevgiyle barıştığı nice kandillere.

- Allah’ın aşkıyla yan bu gece, Mevlana gibi dön bu gece, secdeye varıp huzura erince, şu fakiride an bu gece. kandiliniz kutlu olsun.

- En ışıltılı bakışların gözlerinde, en tatlı sözlerin kulaklarında, tüm mutlulukarın avuçlarında ve en sonsuz sevgilerin gönlünce yaşayacağı nice mutlu kandillere.

- Kardeşliğin daimi olduğu, sevgilerin birleştiği dostlukların hiç bitmediği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de sevgi dolu nice kandillere.

- İlahi Esintilerin kalpleri okşadığı, bir anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle, Kandilinizi Kutlarım.

- Gül sevginin tacıdır, her bahar bir gül taçlanır. O gül ki Muhammet’i hatırlatır. Onu hatırlayana gül koklatır. Gül kokulu sevgi dolu nice kandillere…

- Tövbe güvercini kalbe konsun af dalgalar saadet kervana gelip kapında dursun. Bütün Melekler sizinle,Dualarınız Kabul Kadir Geceniz Mübarek Olsun….

- Gün vardır, bin yıldan uzun gelir bize, bir yıl vardır bir günden kısa gelir bize. Bire bin yazilan bu gecede dua edelim Rabbimiz’e! Hayırlı kandiller.

- Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi”nde, kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi bağışlayıcı ve acıyıcı yüce Allah tüm dualarınızı kabul etsin.

- Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla”ya sunacağı ve O”nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir Kadir gecesiniz hayırlı olsun !

- Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak Kadir Geceniz mübarek, dualarınız kabul olsun.

Kadir geceniz mübarek olsun! Allah sana sevdiklerinle beraber mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamayı nasip etsin. Hayırlı Kandiller..!

- Allah’ın nimet, rahmet ve mağfiretinin müminlere bol bol ihsan edildiği gece manasına gelen Kadir Gecesi”nde, yüreklerimiz ibadetle
çarpsın, gönüllerimiz bir olsun Kadir gecesiniz mübarek olsun!

- Kim erdemine inanarak ve sevabını umarak Kadir Gecesini ihya ederse Allah onun bütün geçmiş günahlarını bağışlar? HADİS”İ ŞERİF?

- Kuran´in nazil oldugu bin aydan daha hayirli bu gecenin size efradi ailenize ve bütün Islam alemine hayir bereket ve huzur getirmesini diliyor ve dua ediyorum Kadir geceniz mubarek olsun.

- Kulun Rabbine yakın olduğu gecelerin en önemlisi? Kendisine dua edenleri geri çevirmeyen, günahları bağışlayan, her şeyi bilen, gören ve duyan Yüce Allah tüm dualarımızı kabul etsin.

- Size karanfilin sadakatini, sümbülün bagliligini, meneksenin tevazusunu, lalenin gururunu, leylegin saadetini versek, bize de dua eder misiniz? Kadir Geceniz mübarek olsun.

- Talihiniz gözleriniz kadar berrak, kaderiniz bakisiniz kadar güzel, umudunuz yarin kadar yakin, yarininiz askiniz kadar mutlu, askiniz Kadir kadar mukaddes, dualariniz istediginiz gibi makbul olsun.

- Varligi ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez Dualarinizin Rabbin yüce katina iletilmisine vesile olan Kadir Geceniz mübarek olsun.

- Gecenin güzel yüzü yüregine dokunsun, seytan senden uzakta, melekler basucunda olsun, günes öyle bir geceye dogsun ki dualarin kabul Kadir Geceniz mubarek olsun!

- Bir damla umut serpilsin yüregine, bin tatli umut dolsun günlerine, hayallerin gerçekleri bulsun, bütün dualarin kabul, Kadir Gecen mubarek olsun!

- Ellerin duaya uzandigi, sinelerin dostlara açildigi, gözlerin masumiyet aradigi bu mubarek günde tum dualariniz kabul olmasi dilegiyle iyi kandiller!

- Gel ey Muhammed bahardir, dualar ardinda sakli, aminlerimiz vardir Hacdan döner gibi, Beraat”tan iner gibi gel gel Bekliyoruz yillardir Kadir Geceniz mübarek olsun!

- Yagmur yüklü bulutlar gibi gelen, etegindeki hayir cevherlerini basimiza bosaltan ve bizlere mutluluk veren kandilin, büyüsüne kapilmaniz dilegiyle Nice kandiller.

- Kalpler vardir ,sevgiyi yasatmak için,Insanlar vardir, dostlugu paylasmak için,Mubarek günler vardir, Beraberce kutlamak için Kandiliniz Mübarek Olsun.

- Kulun Rabbine yakın olduğu gecelerin en önemlisi? Kendisine dua edenleri geri çevirmeyen, günahları bağışlayan, her şeyi bilen, gören ve duyan Yüce Allah tüm dualarımızı kabul etsin.

- Gün vardir, bin yildan uzun gelir bize, bir yil vardir bir günden kisa gelir bize Bire bin yazilan bu gecede dua edelim Rabbimiz”e Hayirli kandiller!

Bugün ellerinizi her zamankinden daha çok açın Avucunuza melekler gül koysun, yüreğiniz coşsun Kadir geceniz hayırlara vesile olsun.

- Bu gece bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi Kulun Rabbine yakın olduğu gecelerin en önemlisi? Kendisine dua edenleri geri çevirmeyen, günahları bağışlayan, her şeyi bilen, gören ve duyan Yüce Allah tüm dualarımızı kabul etsin.

- Bin damla serilsin yüreğine, bin mutluluk dolsun gönlüne, bütün hayallerin gerçek olsun, duaların Kabul olsun bu gece Kadir gecen mübarek olsun.

- Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesinde, kainatın yaratıcısı ve alemlerin Rabbi bağışlayıcı ve acıyıcı yüce Allah tüm dualarınızı kabul etsin!

- Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım.

- O gece boyunca melekler, Rablerinin izniyle ölü canlara hayat taşımak için bölük bölük inerler; her çeşit barış, huzur, saadet ve güven taşırlar? ta şafak sökünceye dek! Bu mübarek Kadir Gecesinde Allah dualarınızı kabul etsin.

- Allah”ın nimet, rahmet ve mağfiretinin müminlere bol bol ihsan edildiği gece manasına gelen Kadir Gecesi”nde, bir yıllık yaşantımızı, ibadetlerimizi ve iyiliklerimizi iyi düşünecek ve ona göre hayatımıza çekidüzen vererek samimi bir teslimiyetle nefis muhasebesine gireceğiz Bu gece hayırlı bir gece, yüreklerimiz ibadetle çarpsın, gönüllerimiz bir olsun Kadir geceniz mübarek olsun!

- Kadir Gecesi değer gecesidir, Allah tarafından değerli kılınmış bir gecedir Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır Bu gece bir ömürden daha hayırlıdır Ellerin açıldığı, gözlerin dualarla yaşardığı, kalplerin okşandığı Kadir Gecesinde bütün insanların günahlardan uzaklaşıp tövbelerinin kabul edilmesini niyaz ederiz Allah tüm inananları iman yolundan ayırmasın.

- Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. Kadir Geceniz mübarek olsun.

- Bu günlerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretimize, sıcaklığı yuvamıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun..

- Bu güzel gecelerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretinize, sıcaklığı yuvanıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.

- Dertlerimiz kum tanesi kadar küçük, sevinçlerimiz Nisan yağmuru kadar bol olsun. Bu mübarek geceniz sevapla dolsun. Kadir Geceniz Mübarek Olsun.

- Gül bahçesine girenler gül olmasa da gül kokarlar, kainatın en güzel gülünün kokusu üzerinizde olsun bu gece. Kandiliniz mübarek olsun.

- Güneşin güzel yüzü, yüreğine dokunsun, kabuslar senden uzakta, melekler baş ucunda dursun. Güneş öyle bir geceye doğsun ki, duaların kabul, Kadir Geceniz Mübarek Olsun.

- Günler bize dostların güzelliği ile, geceler onların duaları ile mübarek oluyor. Umudumuz dostların hediyesi, duamız sizlerin sevgisi. Kandiliniz mübarek olsun..

- Konsun yine pervazlara güvercinler, hu hulara karışsın aminler,mübarek akşamdır, gelin ey Fatihalar, Yasinler…. Kadir Geceniz Mübarek Olsun…

- Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbi’ne kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah indinde misk kokusundan daha hoştur. Kadir Geceniz Mübarek Olsun…

- Oruçlu olan kimse, bir kimsenin aleyhinde bulunmadıkça veyahut eza ve cefa yapmadıkça, ta orucunu bozuncaya kadar ibadetdedir. Kadir Geceniz Mübarek Olsun…

- Kadir Geceniz mübarek olsun! Kalpleriniz imanla dolsun! Hayırlı İyi Kandiller…

- Bazen yenik düştük zamana, esiri oIduk anIamsız koşturmaIarın ve fakat adını yüreğimize yazdığımız dostIarımızı hiç unutmadık.
KandiIiniz mübarek oIsun.

- Allah”ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz Aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun..

- Sâde duyguIar yükseIsin gökIere, yüksekIerde hafakan, gözIerde yaşIar, ona susamış dudakIar kadar, açıIan eIIer var. KandiIiniz mübarek oIsun.

- Bu gece hayırIı bir gece, yürekIerimiz ibadetIe çarpsın, gönüIIerimiz bir oIsun.. KandiIiniz mübarek oIsun!

- İsIam”ın nurIu yüzü kaIbine doIsun Makamınız cennet Hz. Muhammed komşunuz oIsun GünIerinize mutIuIuk, gönIünüze saadet doIsun KandiIiniz mübarek oIsun!

Bugün ettiğiniz bütün dualar göklere yükselip, tek tek kabul olup üzerinize sağanak gibi yağsın inşallah. Kadir Geceniz mübarek olsun.

- Binlerce çiçek var, ama gül başka. Milyonlarca insan var, ama dost başka. Milyarlarca gün var, ama bugün başka, Kadir Geceniz mübarek olsun.

- Bakiler sevgiler adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayırır saymayan gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar, dualarda birleşen gönüller vardır. Hayırlı kandiller..

- Yüzünden gülücük, kalbinden sevgi, bedeninden sağlık, çevrende dostluk, ömründen huzur ve neşe eksik olmasın! Hayırlı Kandiller.

Muharrem Ayı

İslam

Muharrem Ayı

Muharrem ayının başlıca 3 özelliği vardır. 

1 - Oruç
2 - Hicri Takvim Başlangıcı
3 - Hz. Hüseyin ve Çocuklarının Kerbela'da Şehit edilmesidir.

Muharrem ayı sebebiyle tutulan orucun önemi büyüktür. Hz. Muhammed ( s.a.v.) Peygamber Efendimiz, Medine'ye hicretinden sonra medine bölgesinde yaşamakta olan yahudilerin oruç tuttuğunu öğrendi.


O gün Muharrem ayının 10. günü Aşura günüydü. "Bu ne orucudur?" diye sordu. Yahudiler, "Bugün, Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı, Firavun'u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.), bir şükür olarak bugün oruç tutmuştur" dediler.

Hz. Muhammed ( s.a.v.) yahudilere, "Biz, Musa'nın sünnetini yaşatmaya sizden daha çok yakınız ve hak sahibiyiz"  sözlerini söyleyerek Peygamber Efendimiz ( s.a.v.)  ve Müslümanlar o gün oruçlu oldular. O Zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmamıştı. Ancak gelecek sene Ramazan orucu farz olunca Müslümanların oruç ayı Ramazan oldu. Aşura günü oruc tutmak isteyenler ise Peygamberimiz ( s.a.v.)  bu ayda oruç tutmak isteyenleri serbest bıraktı, "İsteyen tutar, isteyen tutmayabilir" dedi. Bundan dolayı bu ayda tutulan oruç ,müstehab ( sevilmiş şey anlamına gelmektedir ) bir oruç olarak kaldı.

Müstehab Oruç Nedir?

Kameri aylarının 13,14 ve 15. günleri ile haftanın pazartesi ve perşembe günleri ve Ramazandan sonra Şevval ayında 6 gün oruç tutmak müstehaptır.


Tanınmış sahabilerden olan, İbni Abbas'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte de buyrulmuştur ki; bir karışıklığa meydan vermemek ve Yahudilere benzememek için Aşura gününden önceki günle sonraki gün ilave edildi, böylece üç gün oruç tutmak sünnet olarak uygulanmakta oldu. Böylece ne Peygamber Efendimiz ( s.a.v.) , ne Sahabiler, ne de mezhep imamları ve müctehidler, ne de sonrakiİslam âlimleri Muharrem ayının ilk on günü oruç tutulması konusunda bir açıklamada bulunmamışlardır.


Muharrem ayının özelliklerinden biri, İslam tarihinin takvim başlangıcı olarak kabul edilmesidir.

Kur'ân-ı Kerim'de ise Muharrem'in ayı ile ilgli bir özellikten bahsedilmektedir.Tevbe Sûresinde (âyet:36), "Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı gün Allah'ın yazdığı şekilde, on ikidir. Bunlardan dördü haram aylarıdır, dosdoğru hesap işte budur" şeklinde bildirildiği gibi, bu dört aydan biri de Muharrem ayıdır. Haram ayları, değerli, önemli ve bu yönüyle de farklı özelliği olan aylardır ve o aylara karşı saygılı olunması gerektiği söylenmiştir.

Din ve Hayat

Temiz Ağız Temiz Söz


Mukaddes Kitabımız sözü ağaca benzetir. Güzel sözlerin güzel, kötü sözlerin kötü meyvesi olduğunu bildirir. Kim meyvesi kötü ağaç ister bahçesinde? Zaten müminin ağzı temiz, kelimeleri temiz değil midir?

Müminin yaptığı her iş iyi iş onu daha olgunlaştırır, kemalatını artırır. Mesela namzlarını aksatmıyorsa, keza oruçlarını tutuyor, kul haklarına riayet ediyorsa; ihlaslı, inancına sadık, güzel ahlaklı biri olma yolunda ilerliyor demektir. hayatının herhangi bir anında Rabbinin rızasına uygun her ne yapıyorsa, bu onun kemalini bir üst noktaya taşır. Allah katındaki makamı yükselir. Böyle makamı yükseldikçe kul, hayırlı işlerden daha fazla lezzet almaya başlar. Artık ibadetler, iyilikler onun için vazgeçilmez hale gelir. Yüce Allah'a kulluk yapmaktan tarifsiz bir haz duyar.

Sözlerin ve işlerin süs İslam ahlakı


Biz müminler için ibadetler sadece namazla, oruçla veya zekatla sınırlı değildir. Hayatın her anı bizim için bir ibadettir. Bu nedenle ebedi hayatımız için elimizden gelen her fırsatı değerlendirmeye çalışmak durumundayız. Esasında bu sadece iyi ve hayırlı işleri yapmakla da sınırlı değildir. Haramlardan kaçınmak da kemalat yolculuğuna katkı yapar. İnsan, Rabbinin nelerden hoşnut olmadığını göz önünde bulundurarak haramlardan kaçındığında, bu da onun manen daha güçlenmesine yardımcı olur.


Din ve Hayat


Dolayısıyla bizler bütün bir yaşamımızı düzenlerken Allah Teala'nın emir ve yasaklarını kendimize ölçü almak durumundayız. Bütün tavır ve davranışlarımızı Allah ve Resulü'ne göre düzenlemeye gayret etmeliyiz. Yememizden içmemize, gülmemizden ağlamamıza, harcamamızdan kısmamıza kadar her hususta ilahi ölçüye uymak mecburiyetindeyiz. Hatta ağzımızdan çıkan kelimelere, etrafımızdakilere karşı kullandığımız sözlere bile dikkat etmek durumundayız.

Nitekim nasıl konuşmamız gerektiği husunda Yüce Kitabımız'a baktığımızda bir tek kötü kelime içermediğini görürüz. Doğrusu Kur'an'ın dilinde büyük bir edep vardır. Aynı şekilde Hz. Peygamber (s.a.v.) çok güzel bir ahlaka sahiptir. Bir ayette şöyle buyrulur: "Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin." (Kalem 4). Bu ayette Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ahlaki yönü tanımlanırken "sen ahlaklı bir insansın" denmemekte, O'nun ahlaklı oluşuyla yetinilmemektedir. Bu vasfın çok üstünde bir konumda olduğundan söz edilmekte, ahlakının olunabilecek en üst seviyede olduğundan bahsedilmektedir. Ayrıca Allah Teala, Rasulünün bu yönünü bir  övgü olarak bizlere takdim etmektedir. Dolayısıyla ahlaklı olmak, bundan da ötesi en güzel ahlaka sahip olmaya gayret etmek, Allah Teala'nın hoşnut olduğu ve bizlerden çabalamamızı istediği bir hedeftir.

Rabbimiz başka bir ayette "Andolsun ki sizin için Rasulullah'ta güzel bir örnek vardır." (Ahzabi 21) buyurmaktadır. Bu bizim Allah Rasulü'nü örnek almamızı, O'nun gibi olmaya gayret etmemizi gerektirmektedir. Bu nedenle Allah Rasulü (a.s.v.) nasıl ahlakla yaşadıysa, insanlara karşı nasıl bir üslup kullandıysa bizim de aynısını yapmaya gayret etmemiz icap eder.

Kur'an ve Peygamber rehberliğinde


Bu durumda bizler, hem Kitab'ın kendisini kalbimize rehber edineceğiz hem de Allah Rasulü'nün hayatını örnek alacağız. O'nu örnek almak için hayatını okuduğumuzda ise Hz. Peygamber'in kötü, çirkin, ayıp tek bir kelamı olmadığını görürüz. O, ne nübüvvetten önce ne de sonrasında tek bir kötü kelam etmemiştir. Hatta insanları İslam'a davet etmeye başladıktan sonra bir Allah'ın kulu çıkıp da "Ama sen de bizim gibi önceleri ahlaksız kelimeler kullanıyordun!" diyerek onu suçlayamamıştır. Çünkü O'nun bütün bir hayatı nezahet ve nezaket içinde idi. Hatta hayatı o kadar temiz idi ki, evinde namusuyla oturan utangaç genç kızlardan daha iffetliidi (Buhari, 3562).

Hem Kur'an-ı Kerim'in hem Hz. Peygamber (s.a.v.)'in üslubu son derece temiz ve edep yüklüdür. Ancak işin bize bakan yönü bununla sınırlı değildir. Kitabında bir tek kötü kelam zikretmeyen Rabbimiz, bu arada bizlere de talimat verir ve şöyle buyurur:

"Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka... Allah her şeyi işitici ve bilicidir." (Nisa 148)

Bu ayet kaba sayılabilecek kelimelerin ancak özel durumlarda, yani serzeniş olarak söylenebileceğini ifade etmektedir. Buna göre zulüm nedeniyle yüreği yanan insan, olan bitene razı olmadığını ve işi Allah'a havale ettiğini ifade emek için sert ifadeler kullanabilir. Ancak bu durumda bile küfürlü kelimelere asla izin verilmemektedir. İnsanın kalbi yansa bile kullanacağı kelimelere bir sınır getirilmektedir. Çünkü edep ve haya yüce dinimizin temel özelliklerindendir.

Kur'an-ı Kerim, Hz. Peygamberimiz (a.s.)'e hitaben de "Sen kötü huylu, katı kalpli biri olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi." (Al-i İmran, 159) buyurur. Bu demek oluyor ki Allah Rasulü s.a.v. insanlarla edebince konuşmasaydı etrafında hiç kimse kalmazdı. Bu husus bizim için bir hayat rehberi olmalıdır.

Her hareketiyle örnek olan Allah Rasulü (s.a.v.)'in de kötü kelam etmekten sakındıran tavsiyeler de bulunduğunu görmekteyiz. Hadis-, şerifte şöyle buyurmaktadır:

"Mümin dil uzatmaz, lanet okumaz, kötü iş yapmaz, kötü söz söylemez." (Tirmizi, 1977).


İflastan korunmak için


Hz. Peygamber (s.a.v.) bir gün çevresindeki sahabilere;

- Müflis kimdir, diye sorar Ashab-ı Kiram r.a.:

- Bize göre müflis kendisine ait hiçbir dirhemi (nakit parası) ve malı kalmayan kimsedir, cevabını verir. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur:

- "Ümmetimden gerçek müflis şudur: Kıyamet gününde namazını, orucunu ve zekatını getirir. Bu arada başkasın sövmesi, zina iftirasında bulunması, kan dökmesi ve dövmesi ile ilgili kötü amelleri de gelir.  Bunlara karşılık iyi amelleri verilir ve borçları (kul hakları) bitmeden iyi amelleri tükenir. Alacaklıların günahları kendisine  yükletilir ve ateşe atılır." (Müslim, 2581)

Allah ve Rasulü'nün buyrukları, O'nun örnekliği hepimizin malumu iken, bazılarımız ağızlardan çıkan kelimeler hususunda yeterli hassasiyeti göstermezler. Böyle olunca da kulluklarının bir yanını zayıf bırakırlar. İmanlarının kemalat bulmasını kendi ağızlarıyla zorlaştırırlar. Oysa ağızlardan çıkan her kötü söz ihlasları ve samimiyetleri üzerine bir darbedir. Kalplerinin safiyetinin bozulmasına sebep olan bir mermidir.


Öyle insanlar vardır ki, kötü sözler kullanmayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Çirkin kelimeleri kullanmak konuşmalarının bir parçası haline gelmiştir. Bu kelimeleri kullanarak kalpleri üzerinde ne kadar büyük bir tahribat yaptıklarının farkında değillerdir. Bu ahlak aynı zamanda onları Allah'ın rızasından da uzaklaştırır. Halbuki Allah'ın hoşnut olmadığı fiilleri işleyerek O'na yakın olmanın imkansız olduğunu bilmeyen yoktur.

Konuşmalara fazla hassasiyet gösterilmeyen arkadaş ortamlarında da kötü sözlerin  alışkanlık haline geldiğini görebilmekteyiz. Dillerini  bu kelimelere alıştıranlar, çoğu kez kötü bir maksadı olmadan bunları kullanırlar. Belki muhabbet veya  şaka olsun diye birbirlerine çirkin ifadeler sarf ederler. İşin kötü tarafı, sözde arkadaşlık ortamlarında birbirlerine karşı en ağır ifadeleri kullananların veya kendilerine bu sözler söylenenlerin olan bitene gülmeleridir. Haramı aralarında bir eğlence olarak görmeleridir.  Oysa başta insanın iffeti olmak üzere, anne veya diğer yakınları hedef alınarak söylenen çirkin sözler, insandaki ar duygusunun çatlamasına ve namus anlayışında zedelenmelere neden olur. Böyle insanların kemal bulmaları mümkün olmaz. 

Diğer taraftan, birbirlerine karşı çirkin kelimeler kullananlar arasında saygı yoktur. Aralarındaki ilişki gerçek dostluk değildir. Menfaat, hoş vakit veya dünyevi başka nedenler onları bir araya getirmektedir. Bu nedenle de dostluklarının bozulması her an mümkündür. Bazen birbirlerine karşı kullandıkları kötü kelimelerde ölçü o kadar kaçar ki, işin sonu hapse götürecek  bir suçla sonuçlanabilir. 


Çocuklar bizi kopyalıyor

Kötü kelimeler kullanmayı alışkanlık haline getirenler; Ben dışarıda böyle konuşurum ama evde dikkat ederim.. " deseler de bunda başarılı olamazlar. Çünkü kullanılan kelimeler de alışkanlıktır. Çok dikkat etseler de kızgınlık anında veya şaka yapayım derken o çirkin kelimeleri ağızlarından kaçırırlar. Böyle olunca da çocukları büyük bir şaşkınlık yaşarlar. Bunları duya duya bir müddet sonra büyüklerine saygıları kalmaz. Onlar da çirkin kelimeleri kullanmaya alışırlar. Kardeşlerine ve arkadaşlarına karşı ahlaksız sözler sarf etmeye başlarlar. 

Bu manzaranın acı tarafı, kendileri kötü kelamı alışkanlık haline getirenlerin, çocuklarına bu sözleri yasaklamaya çalışmalarıdır. Ancak bunda asla başarılı olamazlar. Zira bir şey kötüyse önce kendilerinin terk etmesi gerekir. Bu nedenle kullandıkları ifadeleri çocuklarından uzakt tutmaya çalışmaları netice vermez. Aksine, büyüklerinde gördükleri çelişki çocuklar üzerinde olumsuz tesir yapar ve onları çirkin kelimeleri kullanmaya teşvik eder. 

Kötü ifadeleri evlatlarının yanında kullananların göz önüne getirmedikleri büyük  tehlikelerden birisi de, çirkin kelimeleri kullanmaya  alışan çocukların başka kötülüklere de alışma ihtimalidir. Çünkü kötü söz, taşıdığı anlamı normalleştirmekte, böylece kötü işlerin de kapısını açmaktadır. Ayrıca çirkin kelimelerin rahatça konuşulduğu ortamlar ahlaklı ortamlar olmayacağından, çocukların yeni kötü alışkanlıklar kazanmasına sebebiyet vermektedir. Demek ki çirkin ve kötü söz sadece bir söz olarak kalmamaktadır. 

Mümine yakışan, ağzını her türlü kötü sözden, kelimeden muhafaza etmesidir. Hele de insanlara ilahi hakikatleri anlatmak, daha dikkatli dinlemelerini sağlamak veya güldürmek amacıyla gayri ahlaki fıkralar anlatmak hiç uygun değildir. Hz. Peygamber (s.a.v.), her türlü ahlaksızlığın yaygın olduğu bir coğrafyada İslam'ı tebliğ ederken "Bu adamlar çirkin, müstehcen laflara alışkın, onlara bu yoldan İslam'ı anlatayım.." demedi. Aksine, çirkin kelimelerle kendisini arasına aşılmaz bir set çekti.

Gönlümüzde hassasiyet duygusunun zayıflaması, Rabbimizle olan irtibatımızın kopmaması ve ihlasımızı muhafaza için dilimizi çirkinliklerden korumamız gerekir. Eğer bu tür fenalıklara alışmış isek de, bir an önce tövbe ederek söz ve davranışlarımıza İslam ahlakını hakim kılmalıyız...

Sünnet nedir?

Sünnet nedir?
İslam dini elçisi ve son peygamber olarak kabul edilen, (H.z.) Muhammed (S.A.V)’in, hayatı boyunca Müslümanlara (konular dâhilinde) uymasını söylediği davranışlar ve kendi yaşamında uyduğu (rivayet edilen) hareketlerin genelidir.

Sünnet kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir ve Türkçede iki anlam ile karşımıza çıkmaktadır. İlk anlamı İslam dini peygamberinin uyulması konusunda temkinde bulunduğu faziletler ve bir diğeri ise İslam dinine doğan bebek ve geniş yapan gayr-ı Müslimlerin (Diğer din üyelerin) cinsel uzuvlarının etraflarındaki (uzvun baş kısmındaki, taşan deri parçasının) deri tabakasının alınmasıdır.


Sünnetler kuvvetli ve muhtemel olmak üzere ikiye ayrılır. Sünnetler arasında en kuvvetli olarak kabul gören yeni doğan (erkek) bebeklerdeki ve İslami tercih eden diğer din üyelerinin tenasül uzuvlarındaki derinin alınmasıdır (farzdan ayıran özellik uygulandığı takdirde sevap kazanılmadır, farzın uygulanması durumunda sevap söz konusu değildir). Ve uygulanmaması günah olarak kabul edilir ama diğer tüm sünnetlerde uygulanmadığında günah söz konusu değildir, uygulanırsa sevap kazanılacağı dışında.